Biraz Fazla mı Spiritüeliz Acaba?

Biraz Fazla mı Spiritüeliz Acaba?

Adım İdil Sönmez. Bu yaptığım şeyi yapmak için yönlendirildim.

Enerji çalışmalarına ve çekim yasası “şeysine 😇” pek çok insan gibi, hayatımda zorluklar çektiğim bir dönemde başladım. Nereye gideceğimi, hangi kapıyı çalacağımı bilemediğim zamanlardı. Ben kimdim, neyi iyi yapabilirdim, yolum nereyeydi, nereye odaklanmalıydım? Kim bana yardım edebilirdi?

İşte o zamanlarda Çekim Yasası ile ilgili kitaplar okumaya başladım. İçime bir umut doğmuştu. Gerçeklik dediğimiz 3 boyutlu bu hayatta istediklerimizi yaratabiliyorduk. Ancak o zamanlardaki Türkçe kaynaklar maalesef kısıtlıydı ve bize Çekim Yasası’ndan bahseden kitaplar esas sırrı açıklayamıyordu. Frekansı yükseltmek falan... Esas ihtiyacımız olan buydu.

Ben de işi yabancı kaynaklardan öğrenmeye başladım. Büyük bir “ciddiyetle” çalışıyor, kendime notlar alıyor, hayatı gayet ciddiye alarak tüm zamanımı frekansımı yükseltmeye, meditasyona, Reiki’ye, odaklanma ve niyet çalışmalarına, olumlamalara ayırıyordum.

Neredeyse hiç “boş” vaktim yoktu. Çünkü ben “spiritüel” ve “yoğun” bir insandım. Hayatımın amacını keşfetmiştim artık. Spiritüel konuların dışında birşeyler konuşan insanlar bana tamamen “boş” geliyorlardı. Onlar henüz “uyanmamıştı!” Ben ise “uyanmıştım!”

Artık benim yepyeni bir gerçekliğim vardı. Benim dünyam ve hayatım başka insanlarınkinden “farklıydı!” Kendimi diğer insanlardan daha ayrıcalıklı görmeye başladım. İlk Reiki uyumlamamı aldıktan sonra egomun beni götürdüğü yer, insanlara Reiki verebiliyor ve bu yüzden de onları “şifalandırabiliyor” olduğumdu.

  • Dış ses veya iç ses: “Kimseyi şifalandırmadığını, sadece şifa için boş bir kanal olduğunu anladın mı? “
  • Vallahi de anladım, billahi de anladım. Ne kadar boş, o kadar temiz.
  • Dış ses veya iç ses: “Aferim!”

Geriye dönüyorum…

Bu dönemde bir çok eğitim aldım. Yaşam Koçluğu, Profesyonel İş Koçluğu, Spiritüel Koçluk, Satış Koçluğu, Öğrenci Koçluğu, NLP, EFT, Hipnoterapi, Klinik Hipnoterapi, Yoga Eğitmenliği, İleri Seviye Melek Şifası Eğitmen Eğitimi, onlarca Reiki uyumlaması… daha da gider bu…

  • Dış ses veya iç ses: Araya aldığın eğitimleri sıkıştırmışsın. Daha etkili olur tabi!
  • Yok valla ondan diil. Şeyi açıklamaya çalışıyorum…
  • Dış ses veya iç ses: Hadi canım hadi…

Ben öğrendikçe ve spiritüelleştikçe daha da yalnız olmaya başladım. Arkadaşlarımdan, ailemden, tüm sosyal ortamlardan uzaklaştım. Sevgilim (şimdi eşim oluyor kendisi) bana yabancı biri gibi geliyordu. Çünkü spiritüel olmakla uzaktan yakından alakası olmayan bir insandı.

Ve artık mucizeleri beklemeye başladım. E onca eğitim almış, onca çalışma yapmıştım. Artık bunun zamanı gelmişti ne de olsa.

En azından 4 yapraklı bir yonca bulmalıydım!!!!!

Bu arada işimi değiştirdim, evlendim, çocuğum oldu, Bodrum’a taşındık, Bodrum’dan geri taşındık, tekrar Bodrum’a taşındık. Sanki köklerimiz yerinden oynamıştı da biz oradan oraya geziyorduk. 4 kedimiz, oğlumuz ve 2 “yetişkin” olan biz

Sürekli mucizelerimin peşindeyken bir gün durdum. Durum analizi yaptım. Analizin sonucunda ne çıktı? Ben zaten mucizelerimi yaşıyordum!!! Hayal ettiğim her şey olmuştu. Evet bedelleri ile birlikte, çünkü Evren’de her şeyin bir karşılığı vardır. Bu Evren’in yasalarından biri.

Bedellerini ödemiştim. Ama zaten bunları hayal ederken bedellerini ödeyeceğimi taahhüt etmemiş miydim? Evet.

Bedelini ödemiş ve karşılığını almıştım. Peki neden hala içimde bir boşluk vardı? Şimdi cevabını biliyorum. O boşluk işte şifanın aktığı yerdi. O boşluğa girip onunla kalmak, An’ın kıymetini bilmekti. O boşluk bizim yaşam enerjimizin aktığı yerdi.

İki nefes arasındaki o boşluk, düşüncesiz kaldığın o bir An’daki boşluk, derin bir nefes aldığında içinde açılan o boşluk, her şeyin olmasına rağmen hissettiğin o boşluk.

O boşluk Ruh ile dolu. Sadece onu bilmeni bekleyen. Bir şey aramadan, istemeden, An’a teslim olduğunda…

Hani bazı çocuklara sorarsınız.

  • Napıyon?
  • Hiiç, duruyooom??
  • ???!!???

 

İlk Yoga eğitmenliği eğitimimi Zeynep Aksoy’dan 2012 yılında aldım. Eğitimin sonunda 1 haftalık inzivaya gitmiştik. Sabah 5 te kalkıp 3 saatlik Yoga ardından 2 saatlik meditasyonla güne başlıyor, akşama kadar konuşmanın yasak olduğu zorlu ama bol açılımlı zamanlar geçiriyorduk.

Bir gün canım Zeynep Hoca sabah ödevimizi söyledi. Sabah 3’te kalkın. 5 e kadar doğayı izleyin.

  • E sonra?

“Sadece izleyin. Bir kaplumbağa, kuş, böcek, ağaç bulun ve onu izleyin. Herhangi bir yorumda bulunmadan, onun ne olduğunu düşünmeden sadece bakın.” dedi.

Sabahın 4’ünde su kenarında izleyecek bir şey ararken payıma 1 tane martı düştü. Tek başına suda yüzüyordu. Sonra yanına bir tane daha geldi. Birbirlerinin yanında suda süzülmeye başladılar. Birbirlerine bakmadan, konuşmadan, herhangi bir varlık belirtisi göstermeye çalışmadan. Sadece var olarak… Ödevim hiçbir şey düşünmeden onları izlemek olduğu için öyle yaptım. Boş boş bakmaya çalıştım. Boş bir kağıda bakar gibi.

O sabah bir şey olmadı. Sonra kimsenin birbiriyle konuşmadığı sabahlar... Belli bir saate kadar kamp alanında birbirimizle karşılaşsak bile konuşmuyorduk. Birbirimizin yanında otursak bile…

Sadece var olmayı deneyimlediğimizi daha sonra anladım. Meğer ne çok şey demekmiş o kuşların yan yana “duruşu”. Bizim konuşmadan birbirimizin yanında sadece “var olmamız.”

Acaba diyorum, kim daha spiritüel?

Suyunu içtikten sonra “Ya Rabbi sana çok şükür!” diyen Ayşe Teyze mi?

Pazarda alışveriş yapmadığın tezgahtan çocuğuna çilek ikram eden pazarcı amca mı?

Namazını kılıp ticaret hayatına, işine gücüne devam eden adam mı?

Yıllardır her sahile yürüyüşe indiğim sabah gördüğüm “koşu” yapan 70 lik amca mı?

Birbirleriyle kıyasıya kavga edip 5 dakika sonra birbirinin en iyi arkadaşı olan ve oyun oynayan küçük çocuklar mı?

Yoksa sabahtan akşama kadar spiritüel kitaplar okuyup, eğitimler alan ve deli gibi meditasyon yapan eski “ben” mi?

Hasan Hüseyin Korkmazgil’in çok sevdiğim bir şiirinden dizelerle bitirmek istiyorum.

 

“Kolay gelsin.” Dememişsen,

Taş kıran işçilere

Günaydınsız bırakmışsan bahçe bezeyenleri,

Sende iş yok be kardeşim!

Alnındaki çizgilere,

Gözündeki ışıltıya,

Borçlusun sen yaşamın,

Kendisine!

 

Yarın sabah kızarmış ekmeğinizin üzerine sürdüğünüz beyaz peynirin tadını çıkartın. İşte hayat bu be!

 

Sonsöz

Spiritüel pratikler bu hayatı deneyimlememize ve evrenin işleyişini anlamamıza yardım etmek için harika araçlardır. Ama hayatı kaçırıyorsak dikkat!!

Namaste

İdil

 

 

 


Canlı Destek
{{ c.message }}
{{ c.created_at|render_date }}

Temsilci yazıyor....

{{ offline_message }}

 web tasarım